Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
5 tane "aile" etiketli yazı bulundu "aile" tagli diger ogeler resimler, videolar

Çilekeş Fikretin dramı son bulacak mı?

"Yaprak Dökümü"nün çilekeş kadını Fikret'i canlandıran Bennu Yıldırımlar, Fikret'i zor günlerin beklediğini söyledi.

fikretro

 

* "Yaprak Dökümü", çarşamba geceleri seyirciyi ekrana bağlıyor. Böylesine büyük bir başarıyı bekliyor muydunuz?

- Benim "Yaprak Dökümü" serüvenim tiyatroyla başladı. 400 küsür oyunda rol aldım ve her zaman bu ilgiyi gördüm. Halkımız bu öyküyü çok seviyor ve kendilerinde çok şey buluyor. Ben bu dizinin tutacağını biliyordum, yanılmadığım için çok mutluyum.

* Eski bir tiyatro oyuncususunuz. Tiyatroda seyirciyle birebir oynadınız. Dizi çekimlerinde bu duyguyu yakalamak zor olmuyor mu?

- Bu bir deneyim meselesi. Ben 1990 yılında mezun oldum. Kamera serüvenim yeni başlamadı. Bu işe başladığımdan beri zamanımı hiç boşa harcamadım. Kamerayı ve o ortamın matematiğini çözdüğünüz zaman işiniz daha da kolaylaşıyor.

*Aslında biz sizi ilk olarak "Süper Baba" dizisindeki vurdum duymaz Elif karakteriyle tanıdık. Şimdi ise Fikret karakterinde tam tersi bir psikolojiyi yansıtıyorsunuz. Hangi karakteri canlandırmak sizi daha mutlu ediyor?

- Ben rollerimi birbirinden ayıramam. Özellikle birbirine benzemeyen karakterleri canlandırmaktan mutluluk duyuyorum. Her karaktere kendimden bir şeyler katıyorum. Fikret bana çok yakın bir karakter değil tabii ki...

* Peki, ileriki bölümlerde Fikret’i neler bekliyor?

- Fikret’e rahat yüzü yok, onu çok daha zor günler bekliyor. Kaynana Cevriye, Fikret’e hayatı zindan etmeye devam edecek. Ne de olsa kötülere bir şey olmaz.

* Dışarı çıktığınız zaman nasıl tepkiler alıyorsunuz?

- Fikret karakteri olumlu bir karakter olduğu için insanlar beni seviyorlar. Tabii ki, evlenmeme karşılar ama romanı takip etmemiz gerekiyor.

* Fikret karakterinin bundan sonra size gelecek teklifleri etkileyeceğini düşünüyor musunuz?

- Bunu zaman gösterir ama ben kendi açımdan zaten onun elemesini yapacağım. Aynı şekilde gitmek istemiyorum. Seçim sizin elinizdedir. Ömrünüz boyunca yapabileceğiniz şeyleri deneme şansınız var.

Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum

* Bu yoğun temponun içinde ailenize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz?

- Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum. Çünkü sabahtan akşama kadar evde oturan veya belli saatler içinde çalışıp evine giden bir kadın değilim. Doğal olarak aile içindeki sistemimiz daha farklı gelişiyor.

* Peki, Ada’nın "Anne seni çok özlüyorum" dediği zamanlar oluyor mu?

- Özlediğini direk söylediği de oluyor ama Ada duygularını daha çok içine atan bir çocuk.

Kalıcı yapımlarda oynamak isterim

* 1998 yılından beri sinemayla ilgili hiçbir projede yer almadınız. Şu sıralar gelen teklifler var mı?

- Evet, birçok proje için teklif alıyorum. Tabii illa bir sinema filmim olsun diye de her gelen teklifi kabul edemem. Akılda kalıcı projelerde yer almak istiyorum.

* Bir projeyi seçerken öncelikle nelere dikkat edersiniz?

- Senaryonun ayaklarının yere basması benim için çok önemli. Ben insanlara güvenmeyi severim ama ne kadar güvenilir bir ortamdayız bilmiyorum. Onun için daha dikkatli olmalıyız.

Hayal ettiğim bir rol yok

* İçinizde hep olan, canlandırmayı hayal ettiğiniz bir rol var mı?

- Öyle bir rol yok inanın. Ben ayakları yere basan, tüm boyutlarıyla insan olan karakterleri oynamayı isterim. Karakter demek insan demektir, bunu söylerken yan rol demek istemiyorum. Bizde karakter yan rol olarak algılanır.

* Neden böyle bir ayrım yapılır sizce?

- Bilmem, bilgisizlikten herhalde...

Fikretin misafiri var

fikretyaFerhunde’ye ait sırları can düşmanı Oğuz’dan öğrenen Şevket’in öfkesi çığ gibi büyümektedir. Gururu kırılan Ferhunde ise bıçak gibi bilenmektedir. En ağır darbeyi de Sedef’ten alır. Oğuz, Ferhunde’nin intikam planlarından habersiz yeni bir başlangıç yapmaktadır.


Neyyir Hanım ve Sedef’in ziyareti Fikret’in evinde kısa süreli de olsa bahar havası estirir.
Yine bir av kokusu alan Ferhunde yeni sırdaşını kader gününde yalnız bırakmaz.
Leyla, Oğuz’dan boşanmak için gün sayarken Necla’nın ödediği bedel gittikçe ağırlaşır.

Yaprak dökümü dizisi konu özeti

yaprkdAli Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.

Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır...

Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.

Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı'na, Fikret'in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.

Eserin konusu, gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.

Yazar bu romanla okuyucuya; çılgın hayallerin, maddî israfların, gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlayacağı mesajını verir.

Yaprak Dökümü, toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak, başarılı bir romandır. Bilindiği gibi, Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı. Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren millî gelenek ve göreneklerimizden, karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden, bu, birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur. Birtakım toplumsal pürüzlere, karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır.

Zoraki koca Bölüm 2 part 2

Zoraki koca dizisi Bölüm 2 part 2 Kanal D

 

Zoraki koca 1.Bölüm

1. Bölüm

Özpolat Holding’in tek varisi Ömer (26-27), sorumluluk almak istemeyen, aklı da gözü de oynaşta tam bir “sevimli hergele”dir. Her devirde karşılığı olan Ömer, zamanımızda “tiki” diye nitelendirilebilir.

Özpolat Holding bir arazi sorununu çözmek için Kaz Dağları’na gitmek üzere babası Haşmet Bey (ki Haşmet Bey her an oğlunu adam etmek için planlar yapmaktadır) tarafından görevlendirildiğinde, en yakın arkadaşlarını da yanına alarak güzel bir tatil yapma planı ile yola çıkar. Bir gülümsemesi, bir tatlı sözü ya da bir göz süzmesiyle genç kızların başını döndüren Ömer, tatil amaçlı bu iş gezisinde tam bir sert kayaya çarpar: Ayşe!

Babası yıllar önce onları terk ettiği için Ayşe ve annesi Sevim, dimdik ayakta durmayı öğrenmiş, erkeklerin yaptığı işlerin üstesinden gelmeyi becermiş, haliyle de gönül kapılarını karşı cinse kolay açmayacak kadınlardır. Ama bu tavır Ömer’i çıldırtır. Hırsından Ayşe’nin bir gülümsemesi bir tatlı sözü için dağları delecek hale gelir. Arkadaşları da “abi bu kız sana bakmaz, boşuna uğraşma” dedikçe iş-tatili uzar da uzar.. Arkadaşlarıyla da büyük bir iddiaya girer: Bu kızı tavlayamazsa Porsche’si onların olacaktır, ama tavlarsa onlarda serserilikten vazgeçip Ömer’in holdingte çektiği çileye ortak olacaklardır, iki yıl onunla çalışacaklardır…

Kumar keyiflidir, adrenalin yükseltir, kumara masasında gerçek hayattan soyutlanır insan…Ömer gerçeği masadan kalktığında değil de, bu iddiayı kazanmak uğruna Kazdağları’nın Adatepe köy meydanında nikah masasına oturduğu anda görür. Tamam Ayşe güzel kızdır, tatlı kızdır ama o masaya nasıl sürüklenmiştir. Arkasına bakmadan kaçmak ister. Kaçma planını uygulamaya koyuncaya dek de iş işten geçer, Ömer ve Ayşe artık evlidir. Ama bu beladan kurtulmak için gerdeğe girmeden, kimseyi daha fazla incitmeden tüymesi ve izini kaybettirmesi gerekmektedir. Ömer’in sevimli hergeleliğinin inandırıcı bir yanı da vardır. Arkasında gözyaşı döktürmeden tüymeyi başarır.. İstanbul’a kaçışı kurtuluşu olabilecek midir?