Çilekeş Fikretin dramı son bulacak mı? Ekim 05
"Yaprak Dökümü"nün çilekeş kadını Fikret'i canlandıran Bennu Yıldırımlar, Fikret'i zor günlerin beklediğini söyledi.
* "Yaprak Dökümü", çarşamba geceleri seyirciyi ekrana bağlıyor. Böylesine büyük bir başarıyı bekliyor muydunuz?
-
Benim "Yaprak Dökümü" serüvenim tiyatroyla başladı. 400 küsür oyunda
rol aldım ve her zaman bu ilgiyi gördüm. Halkımız bu öyküyü çok seviyor
ve kendilerinde çok şey buluyor. Ben bu dizinin tutacağını biliyordum,
yanılmadığım için çok mutluyum.
* Eski bir tiyatro oyuncususunuz. Tiyatroda seyirciyle birebir oynadınız. Dizi çekimlerinde bu duyguyu yakalamak zor olmuyor mu?
-
Bu bir deneyim meselesi. Ben 1990 yılında mezun oldum. Kamera serüvenim
yeni başlamadı. Bu işe başladığımdan beri zamanımı hiç boşa harcamadım.
Kamerayı ve o ortamın matematiğini çözdüğünüz zaman işiniz daha da
kolaylaşıyor.
*Aslında biz sizi ilk olarak "Süper Baba"
dizisindeki vurdum duymaz Elif karakteriyle tanıdık. Şimdi ise Fikret
karakterinde tam tersi bir psikolojiyi yansıtıyorsunuz. Hangi karakteri
canlandırmak sizi daha mutlu ediyor?
- Ben rollerimi
birbirinden ayıramam. Özellikle birbirine benzemeyen karakterleri
canlandırmaktan mutluluk duyuyorum. Her karaktere kendimden bir şeyler
katıyorum. Fikret bana çok yakın bir karakter değil tabii ki...
* Peki, ileriki bölümlerde Fikret’i neler bekliyor?
-
Fikret’e rahat yüzü yok, onu çok daha zor günler bekliyor. Kaynana
Cevriye, Fikret’e hayatı zindan etmeye devam edecek. Ne de olsa
kötülere bir şey olmaz.
* Dışarı çıktığınız zaman nasıl tepkiler alıyorsunuz?
-
Fikret karakteri olumlu bir karakter olduğu için insanlar beni
seviyorlar. Tabii ki, evlenmeme karşılar ama romanı takip etmemiz
gerekiyor.
* Fikret karakterinin bundan sonra size gelecek teklifleri etkileyeceğini düşünüyor musunuz?
-
Bunu zaman gösterir ama ben kendi açımdan zaten onun elemesini
yapacağım. Aynı şekilde gitmek istemiyorum. Seçim sizin elinizdedir.
Ömrünüz boyunca yapabileceğiniz şeyleri deneme şansınız var.
Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum
* Bu yoğun temponun içinde ailenize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz?
-
Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum. Çünkü sabahtan akşama
kadar evde oturan veya belli saatler içinde çalışıp evine giden bir
kadın değilim. Doğal olarak aile içindeki sistemimiz daha farklı
gelişiyor.
* Peki, Ada’nın "Anne seni çok özlüyorum" dediği zamanlar oluyor mu?
- Özlediğini direk söylediği de oluyor ama Ada duygularını daha çok içine atan bir çocuk.
Kalıcı yapımlarda oynamak isterim
* 1998 yılından beri sinemayla ilgili hiçbir projede yer almadınız. Şu sıralar gelen teklifler var mı?
-
Evet, birçok proje için teklif alıyorum. Tabii illa bir sinema filmim
olsun diye de her gelen teklifi kabul edemem. Akılda kalıcı projelerde
yer almak istiyorum.
* Bir projeyi seçerken öncelikle nelere dikkat edersiniz?
-
Senaryonun ayaklarının yere basması benim için çok önemli. Ben
insanlara güvenmeyi severim ama ne kadar güvenilir bir ortamdayız
bilmiyorum. Onun için daha dikkatli olmalıyız.
Hayal ettiğim bir rol yok
* İçinizde hep olan, canlandırmayı hayal ettiğiniz bir rol var mı?
-
Öyle bir rol yok inanın. Ben ayakları yere basan, tüm boyutlarıyla
insan olan karakterleri oynamayı isterim. Karakter demek insan
demektir, bunu söylerken yan rol demek istemiyorum. Bizde karakter yan
rol olarak algılanır.
* Neden böyle bir ayrım yapılır sizce?
- Bilmem, bilgisizlikten herhalde...








